Çevre
;insanların ve diğer canlıların yaşamları boyunca
ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak
etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik,
sosyal,ekonomik ve kültürel ortamdır. Sağlıklı bir
yaşamın sürdürülmesi ancak sağlıklı bir çevreyle
mümkündür .İnsan yaşamı çeşitli dengeler üzerine
kurulmuştur. Kalkınma ve rahat bir hayat yaşayabilmek
her insanın hakkıdır. Ancak kalkınırken olumsuz etkilere
sebep olmamak veya hiç değilse meydana gelebilecek çevre
sorunlarını en az indirmek insanlığın kaçınılmaz
görevidir. İnsanın çevresiyle oluşturduğu doğal dengeyi
meydana getiren zincirin halkalarında meydana gelen
kopmalar, zincirin tümünü etkileyip, bu dengenin
bozulmasına ve çevre sorunlarının oluşmasına sebep
olmaktadır.
Peki Çevre Kirliliği nedir?Doğanın temel fiziksel
unsurları olan hava ,su ve toprak üzerinde olumsuz
etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin
hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen çevre
sorunlarına denmektedir.
Çevre sorunlarının artmasına paralel olarak çevre koruma
gayretleri de artmaya başlamıştır. Çevrenin korunması ,
geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konularında gösterilen
çabaların amacı insanların daha sağlıklı ve güvenli bir
çevrede yaşamalarının sağlanmasıdır. Bunu sağlayacak
olan da insanın kendisidir. Bu da ancak insan kaynağını
geliştirmekle mümkündür. Çevre Eğitimi ise bu kaynağın
geliştirilmesini sağlayacak tek unsurdur.
ÇEVRE SORUNLARI
Hızlı artan Dünya Nüfusu , plansız endüstrileşme ve
sağlıksız kentleşme , nükleer denemeler ,bölgesel
savaşlar verimi artırmak amacıyla kullanılan tarım
ilaçları, yapay gübreler ve deterjan gibi kimyasal
maddeler giderek çevreyi kirletmeye başlamış , bunun
sonucu olarak , büyük oranda kirlenen hava , su ve
toprak canlılar için zararlı olabilecek boyutlara
ulaşmıştır.
İnsanların çevre açısından karşı karşıya kaldığı başlıca
problemler şöyle özetlenebilir.
1-Hava, su ve topraklarımızın her geçen gün artan
oranlarda kirlenmesi ve önemli bir kısmının kullanılamaz
hale gelmesi
2-Özellikle Büyükşehir ve sanayi bölgelerinin çevre
kirliliği sebebiyle yaşanamaz hale gelmesi
3-Ozon tabakasının delinmesi.
4-Yerkürenin giderek ısınması.
5-Kanser ve benzeri hastalıkların artması.
6-Doğal kaynakların hızla tüketilmesi.
ÇEVRE
SORUNLARININ KAYNAKLARI
1-Göçler ve düzensiz şehirleşme,
2-Kişi başına kullanılan enerji, su , kağıt, kömür
vb. artışı,
3-Ormanların tahribi , yangınlar ve erozyon,
4-Aşırı otlatma ve doğal bitki örtüsünün tahribi,
5-Konutlardaki ve işyerlerindeki ısınmadan
kaynaklanan (özellikle kalitesiz kömür kullanımı) hava
kirliliği,
6-Motorlu araçlar ve deniz araçları,
7-Maden , kireç, taş ve kum ocakları,
8-Gübre ve zirai mücadele ilaçları,
9-Atmosferik olaylar ve doğal afetler,
10-Kanalizasyon sularının arıtılmaksızın doğaya
verilmesi ve sulamada kullanılması,
11-Katı atıklar ve çöp,
12-Sulak alanların ve göllerin kurutulması,
13-Arazilerin yanlış kullanımı,
14-Kaçak avlanma ,
15-Televizyon, bilgisayar ve röntgen, tomografi vb.
tıbbi cihazların yaygınlaşması ile meydana gelen
radyasyon,
16-Endüstriyel ve kentsel kaynaklı gürültü.
Toplumun
tüm kesimlerini çevre konusunda bilgilendirmek,
bilinçlendirmek, olumlu ve kalıcı davranış
değişiklikleri kazandırmak ve sorunların çözümünde
fertlerin aktif katılımlarını sağlamak çevre eğitiminin
temel hedefidir.
Çevre ile ilgili konularda aktif katılım sağlayacak ,
bireysel çıkarların toplumsal çıkarlardan ayrı
düşünülemeyeceği gerçeğini kavratacak bir eğitim yöntemi
uygulanmalıdır.
Çevre eğitimi yalnız bilgi vermek ve sorumluluk hissi
oluşturmakla kalmamalı , insan davranışını da
etkilemelidir. Bunun için eğitim çalışmalarında işitsel
ve görsel materyaller ile uygulamaya ağırlık
verilmelidir.
Çevrenin korunması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi
konularında gösterilen çabaların amacı, insanların daha
sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamalarının
sağlanmasıdır. Bunu sağlayacak olan da insanın
kendisidir. Çünkü çevreye zarar veren de ,çevreyi
koruyan ve geliştiren de insandır. Günümüzde çevre
bilinci sağlıklı bir çevrede yaşamayı , temel insan
haklarından biri olarak kabul etmektedir. Bu ise ancak
kaliteli bir eğitim ile mümkündür.
İnsan ve çevre arasında ki etkileşimin vazgeçilmez
nitelikte oluşu, çevre kavramının günümüzde kazandığı
boyutlar , çevrenin ulusal düzeyde olduğu kadar ,
uluslararası düzeyde de yeni yaklaşımlarla ele alınması
gereğini ortaya çıkarmıştır.
Anayasamızın 56. Maddesinde “Herkes sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi
geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre
kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşın ödevidir”
denilmektedir. Bu doğrultuda çevrenin korunması ve çevre
kirliliğinin önlenmesi konusunda devlete ve vatandaşlara
çeşitli görevler düşmektedir.
Ülkemizde bugün ortaya çıkan sorunların ana
nedenlerinden birisi, bilgi edinme ve bilinçlenmede
karşılaşılan eksikliklerdir. Çevre bilincine sahip
olmayan bir insan , yaşadığı dünyayı kendisinden sonrs
başkalarının da kullanacağını idrak edemez. Halbuki
çevre,bize geçmişten kalan bir miras değil ; korunması,
geliştirilmesi ve gelecek nesillere en güzel şekilde
devredilmesi gereken bir emanettir.
Toplumumuzun büyük bir kısmında çevre bilincinin
yeterince oluşmaması nedeniyledir ki çevre, ilgilenmeye
değmeyen bir konu olarak algılanmaktadır. Çevre
Eğitiminin ana hedefi ise; yeni bir insan tipini , ahlak
anlayışını ve tüketim bilincini topluma kazandırmak ,
ihtiyacı kadar tüketen , gelecek nesillere karşı
sorumluluk hisseden , çevre sorunlarına karşı duyarlı ve
bilinçli bir insan modeli yetiştirmektir.